D A V U L A L A N K Ö Y Ü

Anasayfa

Köyümüz Hakkında

Haberler

Fotoğraf Albümü

Haberler / Duyurular

ATATÜRK Köşesi

İletişim

Site Haritası


Giriş/Çıkış
Email :
Şifre :

Yerel Arama

Online Kullanıcı : 3

EVLENME

1. Evlenme Biçimi

Köyde evlilik görücü usulüyle  olurdu eskiden. Evliliğe aileler karar verir, çoğu zaman evlenecek gençler birbirlerini görmezlerdi.

Kaçırarak evlilik köyde çok az görülür. Bu şekilde evlenenler kız tarafının ailelesiyle görüşmezler. Uzun bir süre aralarında dargınlık olur. Fakat daha sonra, çocuk doğduktan sonra artık olayı kabul eden aileler, birbirleriyle görüşmeye başlarlar.

2. Evlilik Çağı ve  Yaşı

Eskiden köyde kızlar, 15 yaşına gelmeden mutlaka evlendirilirdi. 20 yaşını geçtiği halde halde evlenmemiş kıza köyde “kalık kız” denilir. Köyde en erken evlenme yaşı onikidir. Eskiden bu yaşta evlenen kızların 15 yaşına geldiğinde çocukları olurmuş.

Erkeklerde evlenme yaşı eskiden, 18 ve 30 yaş arasındadır. Genellikle erkekler, askere gitmeden önce evlenirler. Döndüklerinde de çocukları olmuş olurdu.

3. Evlenme Aşamaları

Görücü Gitme, Kız İsteme

Köyde kız evine görücü göndermeye “dünürcü gitme” denilir. Giden kimselere de “dünürcü” denilir. Köyde dünür gitme şu şekilde gerçekleşir:

Önce komşulardan ve akrabalardan bir grup toplanarak kız evine gider. Gidenler kız tarafına "sizin kızınıza dünürcüyüz" derler. Kız tarafından ve erkek tarafından birer vekil seçilir. Kızın ve oğlanın babası konuşmalara katılmaz. Bu vekiller kendi aralarında şu şekilde bir konuşma yaparlar. Oğlan tarafının vekili Allahın emri, peygamberin kavliyle kızı ister. Kız tarafı şu şekilde karşılık verir. “Allahın emriyle, Peygamberin kavliyle vere vere verdim” der. Oğlan tarafı da bu cevaba karşılık olarak şunu der. “Allahın emriyle Peygamberin kavliyle, İmam Cafer mezhebi üzerine ala ala aldım.” der. Bu sözler üç defa tekrarlanır. Kız ve erkek orada bulunanların ellerini öperler. Hoca veya dede dua eder.

Söz Kesme

Söz, kız istemye gittikten bir gün sonra yapılır. Komşular ve akrabalar, kız evinde akşam toplanırlar. Köyün dedesi kız ve oğlanı karşısına alır ve dua okur. Sözde kahve içilir. Orada bulunanlara kahve yapılıp dağıtılır.

Sözde yemek yapılır. Herkes yemek yer. Yemeğin ne olduğu önemli değildir. Evde bulunan herşey olabilir.

Nişan

Nişan söz kesiminden bir hafta sonra yapılır. Komşular, şeker dağıtılarak nişana çağırılırlar. Nişan kız tarafında yapılır. Köyde nişan birgün sürer. Sabah başlar, akşam da devam eder.

Oğlan tarafı nişandan önce kız tarafına koç gönderirler. Koç kesilerek yemek yapılır.

Oğlan tarafı davul zurnayla kız evine gelir. Nişnda kız ve oğlana gümüş yüzük takılır. Oğlan tarafı kıza gerdanlık, bilezik gibi çeşitli hediyeler takarlar. Yüzük takıldıktan sonra davul ve zurnayla akşama kadar halay çekilip eğlenilir. Daha sonra sofralar kurulur. Yemek yenilir. Sofrada yahni, pilav, ayran gibi şeyler vardır.

Eskiden kız, nişan elbisesi olarak üç etek giyerdi. Kıza elbiseyi, oğlan tarafı alırdı. Köyde eskiden kızlar, bir sene veya iki sene nişanlı kalırdı. Nişanlı kıza bayramlarda  elbise, altın, ayakkabı gibi çeşitli hediyeler götürülür. Bayramda eline kına yakılır.

Düğün

Kına gecesi

Kına gecesi düğünün üçüncü günü yapılır. Kız yıkandıktan sonra, akşam kına yakılır. Kına, kız evinde yapılır.

Gelin inmeden bir gün önce, kız evine kına davarı götürülür. Kına davarını genç erkekler götürürler. Eğer yolda bunları yakalayan olursa gençler birbirinden “tören” denilen bahşiş alırlar. Tören genellikle rakı olur. Bu yüzden davarı götürenlerin giderken hiç kimseye görünmemeleri gerekir.

Erkek tarafı hep birlikte akşama kız evine gelirler. Omuzlarına kadınlar, kızın elbiselerini alırlar. Kadın ve erkek karışık, kolkola girerek ve davul zurna eşliğinde yürürler. Ön tarafta gidenin elinde bayrak vardır. Kız evine geldiklerinde iki taraf birbirini karşılar. Kız tarafından ve erkek tarafından ellerinde bayrak taşıyanlara “bayraktar” denilir. Bayraktarlar ellerinde bayraklarla birbirlerini karşılarlar. Aralarında şu şekilde bir konuşma geçer. Önce kız tarafının bayraktarı konuşur.

Yere vurdum yumruğu

Budur hakkın buyruğu

İsmail’e inen koçun

Kaç batmandır kuyruğu

Daha sonra oğlan tarafı şu şekilde karşılık verir.

 

Yere vurdum yumruğu

Budur hakkın buyruğu

İsmail’e inen koçun

365 batmandır kuyruğu

İki tarafta salavat getirerek kız evine girerler. Fakat kız evinin kapısına geldiklerinde kapı kilitlenir. Oğlan tarafı içeri girmek için kapıyı kilitleyene bahşiş verir.

Kına içerde yakılır. Odanın birine kadınlar toplanır. Odanın ortasına yere bir tane yastık konulur. Yastığın yüzünü kıbleye dönderirler. Genç kızlar kızın koluna girerek ve türküler söyleyerek kızı odaya getirirler. Yastığın etrafında, yende gelini üç defa dolandırır. Dolandırırken salavat getirip, dua okur. Kızı yastığın üzerine otuttururlar ve kızın eline kına yakarlar. Yaktıktan sonra bir bezle  elini sararlar. Kına yakılırken çeşitli türküler söylenerek, gelin ağlatılmaya çalışılır. Bu türkülerden bazıları şöyledir:

Ana kızın beş miydi

Birbirine eş miydi

Attın beni gurbet ele

Kara bağrın taş mıydı

Kınayı getir aney

Parmağın batır aney

Bu gece misafirem

Koynunda yatır aney

Kına günü kız, üç etek giyer. Kına yakılırken geline oğlanın annesi hediye verir. Bu altın olur genellikle. Kına yakıldıktan sonra, üzüm, leblebi gibi çerezler ve çörek dağıtılır. Yapılan yemekler misafirlere ikram edilir.

Düğün

Davulalan Köyü’nde düğün zamanı olarak, sonbahar ayı tercih edilir. Düğünün bu dönemde yapılmasının sebebi daha çok ekonomik nedenler yüzündendir. Çünkü bu dönemde köyde, bütün işler bitirilmiş olur. Elde ettikleri ürünleri satan köylüler, karşılığında para alarak, düğün yaparlar. Ayrıca güz döneminde köyde, bütün işler bittiği için herkes düğüne rahatlıkla gelebilir.

Davulalan Köyü’nde düğün dört gün sürer. Dört gün boyunca çeşitli eğlenceler yapılır. Düğün üç gün oğlan evinde , bir gün kız evinde yapılır.

Düğüne başlamadan önce, köy halkı düğüne davet edilir. Düğüne davet okuyucular tarafından yapılır. Okuyucular, “okuntu” denilen hediyeleri köy halkına dağıtırlar. Eskiden okuntu olarak şeker dağıtılırdı.

Davulalan Köyü’nde düğün perşembe günü başlar. Düğünün birinci günü bayrak dikilmesiyle başlar. Bayrak sabahleyin köyün delikanlıları tarafından dikilir. Yaklaşık on metre sırığın ucuna bayrak asılır. Bayrağın başına boyanmış kirmen takılır. Bayrağın tepesine ise elma takılır. Bayrağın altına çukur kazılır. Çukurun içine kilit konulur ve üzeri kapatılır. Fakat kilit açık olarak konulur. Bu damadın şansı bol olsun diye yapılan bir uygulamadır. Bayrak dikildikten sonra, davul zurna çalmaya başlar. Düğünün birinci gününde “bayrak yemeği” denilen yemek yenilir.

Düğünün ikinci günü, sabahleyin erkenden kalkılır ve kız evine “yozucu” denilen iki kişi tarafından koyun götürülür. Kız tarafı bu koyunu keser ve ertesi günü “kına yemeği” için hazırlıklar başlar. Düğünün ikinci günü damat yıkanır. Eskiden damat köyün yunağında yıkanırdı. Gençler ellerinde bayraklarla, salavat getirerek damadı yunağa götürürler. Damadı burada yıkayıp, traş ederler. Bu arada yunağın dışında davul zurna çalınır ve halaylar çekilir. Dışarıda bulunanlara çerez dağıtılır.

Düğünün üçüncü günü gelin yıkamaya gidilir. Gelinde damat gibi yunakta yıkanır. Gelini genç kızlar, kolkola girerek yunağa götürürler. Gelin yunakta ortaya alınır ve yıkanır. Bu arada kapıda davul zurna çalmaya devam eder. kız yıkanırken başında türküler söylernir. Köyde buna “baş öğmek” denilir. Baş överken söylenilen türküler şöyledir:

Büyük evde kaba direk

Gümbül gümbül oynar yürek

Bu kıza bir ana gerek

Anasız kız gelin olmaz

Biner atın iyisine

Çıkar köyün kıyısına

Selam söylen dayısına

Dayısız kız gelin olmaz

   
Atladı geçti eşiği

Sofrada kaldı kaşığı

Büyük evin yakışığı

Kız anam kınan kutlu olsun

Bacanızda ot muyudum

Kapınızda çöp müyüdüm

Bir yıl daha dursam

Sırtınızda yük müyüdüm

   
Gelini soktum taşlara

Elimi kesti testere

Mevlam şivelik göstere

İşte koydum gidiyorum

Sılayı terk ediyorum

 

Bu türküler söylenerek, gelin ağlatılmaya çalışılır. Geline daha sonra oğlan tarafından getirilen elbiseler giydirilir. Gelinin yüzü kapatılarak, maniler ve türküler eşliğinde yunaktan çıkartılır. Gelin davul zurna ile birlikte, gelin sağdıcının evine getirilir. Gelin babasının evine kına yakılana kadar gelmez.

Aynı günü akşam kına yakılır ve büyükler bir araya toplanıp, "çeyiz yazma” denilen adeti gerçekleştirirler. Çeyizi, orada bulunan insanlar eğlence olsun diye satın alırlar. Gelinin çeyizinde ki eşyalar, “çeyiz senedi” denilen kağıda yazılır. Bu arada satın alınan çeyize değerinden çok fazla, fiyat yazılır. Gelinin kayınpederi bu senede imza atar. Bu senet kızın annesine verilir. Anne senedi saklar. İlerde herhangi bir ayrılık durumu olduğunda, bu çeyiz geri alınır. Çeyiz bohçalara yüklendikten sonra, kağnıya yüklenerek oğlan evine götürülür. Kız tarafı bu arada eğlence olsun diye çeyizden eşya çalar. Eğer oğlan tarafı bunu görürse, çalana bahşiş verir. Çeyiz gittikten sonra yemek yenilir. Yemekten sonra herkes misafirini alıp evine götürür.

Düğünün dördüncü, yani pazar günü erkenden kalkılır ve kız evine, kız almaya gidilir. Oğlan tarafından bir grup kadın gelerek, gelini giydirip süslerler. Gelini giydirip süslemeye köyde “baş bağlamak” denilir. Köyde eskiden gelinlere “tozak” takılırdı. Tozağın üzerine, tavuk tivi rengarenk boyanarak takılırdı. Tozağın üzerine küçük küçük aynalar asılır ve gelin üzerine üç etek giyer. Gelinin başına önce bir kof yapılır. Geline fes takılır. Fesin üzerinde paralar vardır. Bu paralara "kırklık" denilir. Fesin üzerine "çevre" bağlanır. Bunun üzerine yağlık dolanır. Yağlık düğümlenmez. Köyde bunu iyi saymazlar. Yağlık bağladıktan sonra "Allah hayırlı etsin" diyerek alkışlarlar. Sonra yüzüne "çar" denilen kırmızı, pularla örtülü duvağı örterler."Kutlu diyen nabeti hayır olsun diyerek" tozak takılır. Tozak tavuk teleklerinden yapılır. Tavuk telekleri boyanır. Tozağın üzerinde düğmeler, aynalar ve paralar takılıdır. Tozağın arkasından arkaya, üç tane yağlık sarkar. Bunların rengi, sarı, yeşil ve mavidir. Tozağa ayna, aydınlık olsun diye takılır. Gelin evden çıkmadan önce kızın erkek kardeşi kızın beline kırmızı yağlık bağlar. Damat kız evine gelmez. Gelinin babası kızının koluna girer ve kızı kayınpederine teslim eder. Kız evden çıkarken ocak denilen evin eşiğine niyaz eder. "Allah Allah verelim Muhammede salavat" diyerek kız evden çıkarılır.

Kız evden çıktıktan sonra, gelini ata bindirirler. Ata bindirirken çeşitli maniler söylenir. Bunlardan bir tanesi şudur:

Ağaçlar çiçeklendi

Çiçekler gökçeklendi

Şimdi ağla annesi

Ayrılık gerçekleşti

Geline atla köyün mezarlığı dolaştırılır. Yanında kızın yengesi vardır. Davul zurna eşliğinde oğlan evine gelinir. Oğlan evine geldiklerinde gelin alayının yolu kesilir. Önlerine urgan çekilir. Yolu kesenlere bahşiş verilir. Evin kapısına geldiklerinde gelin attan inmez. Gelin kayınpederinden hediye bekler. Oğlan tarafı, kız tarafına “ne istiyorsunuz” der. Kız tarafı “filan yerde bir tarla istiyoruz” der. Kayınpeder tarlayı geline bağışlar. Tarla dışında inekte verilebilir.

Gelinin ayağına horoz kesilir. Bu tavuk genelde birisi tarafından eğlence olsun diye çalınır. Gelin kapıya geldiğinde dışarı kazanlar konulur. Üzerine tahta kaşık konulur. Gelin bu kaşığı kırarak içeri girer.

Gelin eve girdikten sonra tekrar köye davetçi gönderilir. Davetçi gittiği evlere “ komşular buyrun” derler. Oğlan evine toplanılır. Oğlan evinde yemekler hazırlanır. Herkes yemeğini yer. Orada bulunanlara lokum ve çerez dağıtılır. Daha sonra “sini” denilen adet yerine getirilir. Bir kişi misafirler arasında sini dolaştırır. Herkes gönlünden ne koparsa siniye atar. Toplanan paraya “güvey parası”denilir. Köyün kızları, gelinleri, yaşlıları tekrar toplanarak geline halay çektirirler. Daha sonra gelin ve damat gerdek odasına sokulur.

Nikah Ve Gerdek

Köyde eskiden dini nikah yapılırdı. İmam nikahı, köyün dedesi tarafından yapılır. İmam nikahı kız, oğlan evine getirildiği akşam yapılır. İmam nikahı için iki tane vekil seçilir. Dede, vekilleri, gelin ve damadı karşısına alır. “Bunların evlendiğine şahit misiniz?” der. Vekiller Allahın emrini alırlar ve "şahidiz" derler. Şahitlikten sonra dede dua okur.

İmam nikahı sırasında yanlarına bir ayna, ekmek su, ve bıçak konulur. Dede bıçağın üstünü kapatır. Bunu üç gün açmayın der. Ekmek, rızıkları bol olsun diye, su, su gibi ömürleri uzun olsun diye, ayna ise, bir ayna gibi kalpleri pak olsun diye konulur.

İmam nikahı kıyıldıktan sonra sofra kurulur ve yemek yenilir. Dede yemekten sonra tekrar dua eder.

Düğünden sonra gerdek gecesi denilen adet yerine getirilir. Köyün delikanlıları ellerinde aldıkları yanan, çıralarla damadı gerdek odasına götürürler. Odaya girerken damadın sırtına hep birlikte vururlar ve damadı içeri sokarlar. Gerdeğin ertesi günü, sağdıç damadı alarak evine götürür. Köyün yaşlı kadınları toplanırlar. Çarşafı bir kalburun içine korlar. Üstüne kırmızı eşarp örterler. Kalbur ortaya getirilir. Orada bulunan herkes içine bahşiş atar.

Hediye, Bağış ve Ödemeyle İlgili Âdetler

Önceden kızlara sandık çeyizinden başka çeyiz verilmezdi. Bu yüzden başlık parası alınırdı. Başlık parasıyla kıza, yün yatak yapılır, takı ve sandık alınırdı. Sandığın içine el işleri, ibrik, ilengir gibi mutfak eşyaları konulur. Düğün zamanı geldiğinde başlık kız tarafına verilir. 1975 yıllarında köyde başlık fiyatı oniki bin civarındadır. Düğünden önce kız, “düzgün” denilen çarşıya götürülür. Oğlan tarafı kıza çeşitli hediyeler alır. Düğünde kıza gerdanlık, bilezik, küpe, elbise, ayakkabı, alnına gümüş çeyrek para alınırdı.

Köyde gelinin akrabalarına, oğlan tarafı çeşitli hediyeler verir. Bu hediyeler çeşitli isimler alır Bunlar:

1)  Kardeş Yolu: Kardeş yolu gelinin erkek kardeşine alınır. Genellikle tabanca veya para olur.

2)  Baldız Yüzüğü: Gelinin kızkardeşine verilir. Baldız yolu olarak eskiden gümüş yüzük alınırdı.

3)  Emmi Yolu: Emmi yolu gelinin amcalarına verilir. Emmi yolu eskiden kara lastik ve gömlekti.

4)  Ana Kaftanı: Kızın annesine verilir. Ana kaftanı olarak altın veya elbise verilir.

Nişanlı kıza bayramlarda elbiselik götürülür. Kına yakılırken kızın eline para ya da altın konulur. Kız eve gelirken yolda önün kesenlere para verilir. Kız eve geldiğinde attan inmez. Bunun karşılığında tarla vaya inek bağışlanır.

4. Evlenmeyle İlgili İnanışlar ve Davranışlar

Davulalan Köyü’nde gelinin yumuşak huylu olması için , uğur ve bereket olsun diye, düğün aşamasında çeşitli işlemler yapılır. Bunlar :

1)  Gelin eve girmeden ters çevrilmiş kazan üzerinde ki tahta kaşığı kırar. Gelin oğlan evine gelirken başından darı serpilir.

2)  Gelin attan inmeden ağzına bal verilir.

3)  Gelin oğlan evine geldiğinde nasibi bol olsun diye, kucağına bir oğlan çocuğu otutturulur. Köyde oğlan çocuğunu iyi sayarlar.

4)  Gelin eve geldiğinde avucuna bulgur verirler. Kız bulguru döke döke içeri girer.

5)  Gelin eve girmeden nasibi bol olsun diye çerez ve çörek dağıtılır.

5. Evlilik Tipi, Eş Sayısı Ve Evlilik Yaşında Meydana Gelen Değişmeler

Davulalan Köyü’nde bugün tek eşli evlilik söz konusudur. Eskiden çok az olmakla birlikte bazı  erkekler ikinci veya üçüncü eş almaktaydı. Fakat yaklaşık yirmi yıldır köyde çok eşli evliliğe rastlanmaz. Köyde çok eşli evliliğe karşı kuvvetli bir karşı koyma vardır. İkinci bir eş alma, yalnız eş öldüğünde veya ayrılık durumunda gerçekleşir.

Eskiden Davulalan Köyü’nde evlilik, görücü usulüyle gerçekleşirdi. 1990’dan sonra köyde, görücü usulüyle evlenen hiç bir genç kalmamıştır. Yaşlılarla sorulan eşinizi kim seçti sorusuna, yaşlılar anne  ve baba yanıtını seçmişlerdir. Fakat otuz yaş altına sorulan aynı soruya gençler, kendimiz karar verdik demişlerdir. Köyde gençler arasında evlenmeden önce flört söz konusudur. Çünkü köyde eskiden olduğundan daha çok gençler birbirleriyle iletişim kurarlar. Bunda en önemli etken tefefondur. İletişim en çok telefonla sağlanır.  Birbirleriyle evlenmek isteyen gençler, kararlarını ailelerine bildirirler. Yaşlılar, bu şekilde evliliğe daha çok karşılar. Onlara sorulan, sence çocuğun evlenirken, evlilik kararını kim vermelidir sorusuna, yaşlılar, anne ve baba demiştir. Yaşlı kuşağın çocukları zaten görücü usulüyle evlenmiştir. Fakat orta yaşlı ailere sorulan aynı sorunun cevabı, kendisi bilir şeklindedir. Bazı orta yaşlı ailelerin cevabı, anne ve baba karar vermelidir olsada, çocuklarını evlendirirken çocukları kendileri karar vermişlerdir. Evlilik kararında serbestlikle, birlikte köyde kaçırarak evlenme sayısında azalma meydana gelmiştir. Köyde son yıllarda kaçırarak evlenen kimse yoktur. Köyde levirat tipi evlilik hiç olmamıştır.

Köyde dışarıdan evlilik sayısı artmıştır. İlk dışardan evlilik 1975 yılından sonra gerçekleşir. Daha sonra artış gözlenir. Bugün özellikle genç kızlar köyün dışına çıkmayı istemektedirler. Bir köy kızı, şehirden biri ile evlenebilir. Bu şekilde evlenenlerin düğünleri köyde başlar, şehirde devam eder. Akraba ile evlenmek şart değildir. Farklı sülalelerden gençler, birbirleriyle evlenirler. Çok yakın amca kızı, hala, dayı çocuğu gibi evlilikler azalmıştır.

Eskiden kızlarda onikiden başlayan evlilik yaşı bugün, onsekize yükselmiştir. Köydeki evlenmemiş genç kızların çoğu, yirmi yaşını geçmiştir. Onlara henüz evde kalmış muamelesi yapılmaz. Son on yıl içinde onbeş yaşın altında hiç kimse evlenmemiştir. Erkeklerde en az onsekiz olan evlenme yaşı, bugün en az yirmiüç olmuştur. Erkeklerin hiç birisi askerliğini yapmadan evlenmezler artık. Köyde evlenmemiş genç erkeklerin çoğu yirmibeş yaşındadır.

Başlık Parasının Kalkması

Köyde eskiden  kız için verilen başlık parası kalkmıştır. Köyde başlık parası yaklaşık onbeş yıldır alınmaz. Bu süre içerisinde köyde yalnız bir aile kızı için başlık istemiştir. Başlık yerine takı takılır.

Boşanma

Köy içerisinde şu ana kadar boşanmış hiç kimse yoktur. Fakat köyden şehire göç eden ailelerde boşanma söz konusudur. Şehire göç kadının ekonomik hayata atılmasını sağlar. Ekonomik özgürlüğünü kazanan kadının, erkeğe olan bağımlılığı giderek azalır. Köy yerinde bu ayıp karşılanırken, şehirlerde ayıp karşılanmaz.

Nikah Biçiminin Değişmesi

Köyde şu anda yaşlı veya genç herkesin resmi nikahı vardır. Resmi nikah yaptırmayan eşler, çocukları okula başlarken mecburen nikah yaptırmak zorunda kalmışlardır. Düğünden bir hafta önce Sivas’a, nikah dairesine gidilir. Gençlerin burada nikahı kıyılır ve köye dönerler. Fakat hala evli sayılmazlar. Çünkü düğün yapılmadan evlilik, ilan edilmemiştir henüz. Köyde resmi nikah yanında, imam nikahı hala yapılır. Yeni evlenen gençlerin hepsi imam nikahı olmuştur.

6. Evlenme Aşamaları ve Düğün Seramonisinde Meydana Gelen Değişmeler

Evlenme aşamalarında çok fazla değişiklik yaşanmamıştır. Dünürcü gitme, Söz, nişan, düğün hala yapılır. Köyde nişan süresinde bir azalma gözlenir. Eskiden kız bir sene, iki sene nişanlı kalırken, nişanlı kızı bugün çok fazla bekletmezler. Eskiden nişanda gümüşten takılan yüzük, bugün altın olmuştur. Nişan kıyafeti değişmiştir. Eskiden giyilen üç etek giyilmez. Köyde son zamanlarda nişan kıyafeti olarak, pantolon ve ceket modadır. Pantolonun altına topuklu ayakkabı giyilir.

Düğün Davulalan Köyü’nde hala dört gün sürer. Eskiden akşam yapılan kına köyde artık gündüz yakılır. Düğünde şehirdeki gibi bir gelin arabası bulunmaktadır. Gelin artık oğlan evine atla gitmez, ilk başta traktörlerin çoğalmasıyla, gelin arabası, traktör olmuştur. Fakat şehirde bulunan akrabaların gelirken getirdikleri arabalar, motorun yerini almıştır.  Gelin arabayla köyün çevresini gezdirilir ve oğlan evine getirilir.

Köy halkını düğüne davet için köye yine okuyucular gönderilir. Fakat giden okuntu artık şeker değildir. Şekerin yerini çay bardağı almıştır. Köyde düğüne davet için düğün kartı bastıran aileler vardır. Özelikle gelin şehire gelecekse mutlaka kart bastırılır. Şehirde olan akrabalara dağıtılır.

Düğün konusunda en büyük değişim, gelin ve damadın giysileri konusundadır. Gelin mutlaka beyaz gelinlik giyer. Gelinlik genelde şehirde bulunan akrabalar tarafından getirilir. Gelinin beline, gelinin abisinin bağladığı kırmızı kuşak hala vardır. Gelinliğin üzerine takılır ve düğün boyunca çıkarılmaz. Gelinin başında beyaz duvak vardır. Damat siyah takım elbise giyer. Omzuna işlemeli, kırmızı ve yeşil örtü atılır. Gelinin kına elbisesi de çarşıdan alınan hazır elbiselerdendir. Son zamanlarda daha çok pantolon ve ceket tercih edilir.

Köyde bazı düğünlerde yemek olarak, döner gibi, hazırlanması ve dağıtması daha kolay olan yiyecekler dağıtılır. Döner teknesi kapının önüne kurulur ve bu işten anlayan birisi döneri hazırlayıp keser. Dönerin yanına pirinç pilavı ve ayran verilir.

Düğününün ertesi günü yapılan duvak açma adeti kalkmıştır. Gelin ve damat üzerinde ki psikolojik baskı bu şekilde ortadan kalkmıştır.

Gelin çeyiz olarak sandık çeyizinden başka eşyalarda getirir artık. Özellikle mutfak eşyası olarak, çelik çatal, bıçak, kaşık, tencere, elektirikli süpürge, ütü gibi artık köyde de ihtiyaç haline gelen eşyalar gelinin çeyizine konulur. Geline takı olarak bilezik takılır daha çok. Nişanda künye, küpe, yüzük, kolye takım halinde takılır. Geline son zamanlarda para da takılır.

Geri Dön


Haberler | Bize Ulaşın | Haberler / Duyurular | Site Haritası | Şehit ve Gazilerimiz | Soyağacı

Sayfa Yüklenme Zamanı : 0.8887
ChiCoMaS © 2005 - 2008
Ver : 2.20